“Fırsatçılık” Değil “Fırsata Çevirmek”

Serimizin üçüncü haftasında Kriz Döneminde Operasyon başlığı altında Endeavor Yönetim Kurulu üyesi, Pronet Güvenlik Hizmetleri ve Waternet kurucu ortak ve CEO’su Alp Saul’u ağırladık. Zoom üzerinden gerçekleştirdiğimiz webinar’da pandemi döneminde hızlı davranmanın önemi, müşteri odaklılık, sosyal dayanışma, alternatif bir iş modeli olarak telesatış, marka değerini koruma ve artırma gibi konulara değinildi. Bu webinarımızda belki de bu kriz sürecinin başından beri biraz daha geri planda kalmış olan “iletişim ve anlayışlı bir tutum benimseme” kanalları üzerinde duruldu. Konuşulanların özetini aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.

Geçmişte iş hayatının çeşitli sektörlerinde ve ekonominin farklı kollarında etkilerini yaşadığımız krizlerden farklı bir noktada olunduğu konusunda herkes hemfikir; ne bir suçlu ne de yapılabilecek bir şey var. Fakat herkesin aynı gemide olması biraz da olsa rahatlatıcı bir unsur. Ne de olsa hiçbir çalışan dünyanın birkaç aylığına tamamen duracağı bir senaryo için hazırlıklı olmayı planlamamıştı.

Güçlü bir alternatif planı olmayan girişimler endişelenmesin, bu işin içinden çıkmayı bütün ekosistem birbirinden göre duya, adım adım başaracak. Belki altı ay vadeli bir planı on iki aya yayarak, belki üç ay sonra alınacak ödemenin üçte birini bugün alarak, belki bütçe revizyonları ile bir süre kar edememeyi göze alarak; ama ayakta kalmanın yolu bir şekilde bulunacak.

Şu dönemde özellikle tüketim ekonomisinde ciddi bir gerileme görülebilir çünkü insanlar evde oturdukça bazı iş seyahatlerinden dolaplarında duran kıyafetlere kadar elzem görünen birçok şeyin aslında pek de “olmazsa olmaz” olmadığını fark ediyor. Hizmet ve turizm sektörünün ne zaman tekrar canlanacağını kestirebilmek çok zor. Elbette ki alışık olduğumuz günlük hayat bize “geri dönecek” fakat trendler değişmiş olacak, herkesin ve her şeyin kaldığı yerden devam edeceğini düşünmek akıl karı değil. Bazı kurumlar şu noktada normal zamanda ikinci planda tuttuğu “telesatış”ı deneme aşamasında. İnsanlardan çok daha uzak ama aslında herkese daha yakın bir satış biçimi ve güncel durumda normal zamanda kendi kendine yarattığı iş potansiyelinin birkaç kat fazlasını yaratıyor.

Bu dönemi fırsata çevirebilmek önemli ama “fırsata çevirmek” ile “fırsatçılık” arasına kalın bir çizgi çekmek gerek. Empati ve anlayış üzerine kurulu iş ilişkileri geliştirmek, insani yaklaşımlar benimsemek ve sosyal mesafeyi koruyabilmeleri adına hem çalışan hem de müşteriye alan tanımak gibi değerler öne çıkıyor. Fiyat artışını enflasyonla sabit tutmak, iletişimi yüksek tutarak tahsilat süreçlerini iyi yönetmek, müşterilere ödemede esneklik ve seçenek sunmak, müşteri kimliğine sahip olunan alanlarda da hizmet sunan tarafa anlayışlı ve destekleyici yaklaşmak… Böyle dönemlerde bir atıl kapasite ortaya çıkıyor; çünkü girişimci hem “nasıl müşteri kaybetmeyiz”i, hem “var olan müşteriyle nasıl fayda sağlayabiliriz”i, hem de “bu şartlar altında yeni müşteri bize neden ve nasıl gelir”i hesaplamak zorunda. Amaç iki taraftan da kimsenin kabuğuna çekilmemesi, markayı müşteri için kıymetli ve gerekli hale getirebilmek.

Her kriz dönemi hem olumlu hem de olumsuz temellerde bir “öğretici” özellik taşıyor. Bu seferkinde de sosyal mesafeyi ve sosyal dayanışmayı beraber götürebilme, hızlıca karar ve aksiyon alabilme, alternatif iş modelleri ile verimi artırabileceğini fark etme gibi kazanımlar söz konusu.

Bu yazı Endeavor Ekibi’nden İdil Ertürk tarafından derlenmiştir.